Şefkat TurizmŞefkat Turizm

7 ve 9 Günlük Umre Gezi Rehberi

Nur Dağından Genel Görünümü
  • Suudi Arabistan
  • Mekke
  • 105.4 km²
  • 11°C, Rüzgarlı
  • Riyal
  • Arapça
  • 2.211 milyon

Mekke Hakkında Genel Bilgiler

Mekke ya da Mekke-i Mükerreme (Arapça: مكة veya المكة المكرمة), bugünkü Suudi Arabistan'nın tarihi Hicaz'ında Mekke Bölgesi'nin yönetim merkezi olan şehir.

Mekke, Arap Yarımadası'nın batısında bulunan eski Hicaz bölgesinde ve Kızıldeniz'in doğusunda yer alır. İslâm dinininde önemli yeri olan kutsal bir şehirdir. Zira İslâm dininin peygamberi Muhammed burada doğmuştur. İslâm'ın kutsal kitabı Kur'an-ı Kerim'in burada indirilmeye başlandığına inanılır. Beytullah denilen Kâbe de yine bu şehirde yer almaktadır. Kur'an'da 'şehirlerin anası' (ummu'l kur'a) sıfatıyla anılır. Günümüzde ise her yıl milyonlarca Müslüman tarafından ziyaret edilen kent Riyad ve Cidde'den sonra ülkenin 3. büyük kentidir.

Mekke 1850

Mekke'de Kültür ve Tarih

Kültür

Mekke şehri, geçmişi MÖ 2000'li yıllara kadar uzanan eski bir şehirdir. Her ne kadar kutsallığının Muhammed peygamberin burada doğmuş olmasından kaynaklandığı sanılsa da asıl kutsallığı İbrahim peygambere dayanmaktadır. İslâm kaynaklarına göre, İbrahim'in ikinci eşi Hacer'den İsmail adında bir erkek çocuğu dünyaya gelir. Fakat ilk eşi Sare bu durumu kabullenemez ve Hacer ile İsmail'i yanından uzaklaştırmasını ister. İbrahim ikisini alarak Allah'ın kendisine bildirmesiyle bugün Mekke'nin bulunduğu alana getirir. Onları buraya bırakır ve geri döner. Çorak ve ıssız bir vadide yalnız kalan anne ve oğlu buraya yerleşir. Zamanla ticaret için bu bölgeden geçen Arap kabilesi Cürhümiler, Hacer'in açtığı Zemzem adı verilen su kaynağının yaşanılır hale getirdiği bu yere yerleşerek şehrin ilk sakinleri olurlar. İbrahim daha sonra tekrar buraya gelir ve Allah'ın bildirmesiyle oğlu İsmail'le Kabe'yi inşa eder. Bu zamandan itibaren Kabe bir hac yeri olarak belirlenir ve İbrahim peygambere inananlarla Arap kabilelerin ibadet merkezi olur. Yüzyıllarca bir hac merkezi olarak kalan Mekke zamanla büyüdü ve Arap Yarımadası'nın önemli bir ticaret şehri haline geldi. İsmailin soyundan gelen ve şehrin en soylu ailesi olan Kureyşoğulları'na mensup olan Muhammed 571'de burada doğmuştur. İslâm dinine göre 40 yaşına kadar burada yaşadıktan sonra Mekke yakınlarındaki Hira Mağarası'nda Kur'an kendisine indirilmeye başlanmış ve en son ilahi dini bu şehirde açıklamıştır. Yeni dini kabul etmeyen Mekkelilerle ve özellikle şehrin ileri gelenleri ile büyük mücadelelerde bulunmuş, Mekke'de yaşam imkanı kalmayınca da Medine şehrine göç etmiştir. (Bknz: Hicret) Uzun yıllar Medine'de yaşadıktan sonra, artık güçlenen Müslümanlarla tekrar buraya gelmiş, 630 yılında ise şehri savaşmadan almıştır. Burada hac ibadetini yerine getirmiş, veda haccını okumuş, Mekke'de kalmayarak aynı yıl Medine'ye dönmüştür. (Bknz: Mekke'nin fethi)

Tarih

Mekke, halifeler dönemi'nde siyasi yönden sakin bir devir yaşadı. Bu dönemde su baskınlarına uğrayan Kabe için halifeler Ömer ve Osman zamanında çalışmalar yapılarak şehrin yüksek kesimlerine setler inşa edildi. Emeviler devrinde şehrin imarına hız verilmiştir. Bu dönemde selleri kontrol altına alıp yönünü değiştirmek için büyük kanallar kazılmıştı. Ayrıca, halife Ömer tarafından başlatılıp I. Velid zamanına kadar devam eden istimlaklar ile Kabe'nin çevresindeki saha büyütüldü. Muaviye, kuyular açtırıp suların toplanması için bentler yaptırmış, kurduğu sulama sistemi ile tarıma elverişli sahalar oluşturmaya çalışmıştı. Yine Emeviler devrinin I. Velid zamanında Mescid-i Haram'ın projesi hazırlandı. Bu proje için Suriye ve Mısır'dan mimarlar getirtilerek günümüzde dünyanın en büyük camisinin inşasına başlandı. Mekke, Emevîler zamanında bazı siyasi olaylar nedeniyle saldırılara uğramıştır. Yezid'in haksız bir şekilde halifeliğe getirilmesini kabul etmeyen Abdullah ibn Zübeyr mücadelesini Mekke'den yürütüyordu. Bu durum, Suriye ordusunun Hicaz'a gönderilmesine ve Mekke'nin kuşatma altına alınmasına sebep olmuştu. Abdullah İbn Zübeyr bu orduyu mağlup etmiş ve komutanlarının çoğunu da esir almıştı. Daha sonra Mekke'yi tekrar kuşatan Yezid'in ordusu, onun ölüm haberi üzerine kuşatmayı kaldırmıştı. Mekke'de halifeliğini ilan eden Zübeyr'e Hicaz bölgesinin tamamı, Irak ve Horasan bölgeleri de biat etmişlerdi. Abdülmelik bin Mervan, Emevîler'in yönetimini eline aldıktan hemen sonra, Haccac komutasında bir orduyu Mekke üzerine gönderdi. Zalimiğiyle bilinen Haccac'ın kuşatmasına altı ay direnen Mekke, Abdullah bin Zübeyr'in ölümüyle düşmüştür. 747'de Yemen'den gelen Hariciler Mekke'yi işgal etmişler; 750'deki Abbasî darbesi ile Mekke hilâfet ile birlikte Abbasîler'in eline geçmişti.

Konum

Mekke, Suudi Arabistan'ın batısında, Kızıldeniz'in 80 km. kadar doğusunda yer alır. Coğrafi olarak ise Yengeç dönencesi'nin güneyinde, 21° 30' enlem ve 40° 20' boylamları arasında bulunmaktadır. Şehir, Taif'in 100 km. batısında, Cidde'nin 80 km. doğusunda ve Medine'nin 400 km. güneyindedir.
Mekke'de Gece

Mekke'de Gece Hayatı

Mekke’nin “hiç uyumayan şehir” hâlinin en büyük nedeni, elbette İslâm tarihinde mukaddes olan Mescid-i Haram... Mekke’nin “hiç uyumayan şehir” hâlinin en büyük nedeni, elbette İslâm tarihinde mukaddes olan Mescid-i Haram ve onun merkezindeki yüce Kâbe… Mescid-i Haram’a çıkan bütün yollar; Kırgız'ı, Hintlisi, Boşnak'ı, Çinlisi, Faslısı, Nijeryalısı, Cezayirlisi, nice Müslüman’ı akın akın yeryüzünün ilk ibadetgâhına taşıyor. “Hiç uyumayan şehir” unvanı her ne kadar Amerika Birleşik Devletleri’nin en büyük şehri New York ile bütünleşmiş gibi görünse de, kelimenin gerçek anlamıyla yeryüzü üzerindeki hiç uyumayan tek şehir kesinlikle Mekke’dir… Günün 24 saati baz alınarak sosyal yaşam değerlendirildiğinde New York “Big Apple” unvanı ile yetinmeli ve “Hiç Uyumayan Şehir” bahsini Mekke’ye iade-i itibar etmeli… Mekke şehri, Suudi Arabistan’da bulunan Hicaz Bölgesi’nin merkezi ve İslam dünyasının en büyük kutsal kenti. Nüfusu hac dönemi olan Zilhicce ayında 3 milyonu aşıyor. Şehir Hicaz’ın batısında, alçak tepelerle çevrili bir vadide, Kızıldeniz’den 80 kilometre içeride. Cidde Limanı ile bağlantılı kentte çok sayıda hastane, orta ve yüksek dereceli eğitim veren okul, birçok kütüphane, alışveriş merkezleri, sosyal yaşam üniteleri ve müzeler var. Kent ekonomisi erken tarihlerinde olduğu gibi günümüzde de ticaret ve hac turizmine dayalı. Nitekim hac döneminde kent nüfusu üç katına çıkıyor. Mekke’nin bir özelliği de, Hıristiyan, Musevi ve başka dinlerin üyelerinin kenti ziyaretlerinin yasak oluşu. Hac döneminde ve Ramazan’da yoğunluğu bir hayli artmakla birlikte yılın her zamanı Mekke, kültürleri, medeniyetleri, giyimleri ve günlük yaşayışlarıyla birbirlerinden öylesine farklı milyonlarca insanın ortak inanç ekseninde bir araya geldiği bir şehir… Günün her saatini cıvıl cıvıl yaşayan, dinamik bir kent… Gecenin ilerleyen saatlerinde ve hatta New York’da eğlencenin bitip, artık hayatın durma noktasına geldiği gecenin sabaha döndüğü saatlerde dahi, Mekke sokaklarında rahatlıkla dolaşabilir, alışveriş yapabilir, bir yerde yemek yiyebilir ya da kahve içebilirsiniz… Sadece, şehri uhrevi havasıyla sarmalayan ezanlarla bildirilen namaz vakitlerinde dükkânların kepenkleri kısa süreliğine kapatılır ki buna da hayat duruyor denemez… İsterseniz Mekke’de gece yerine gündüz uyuyun ve tüm gece uyanık kalın, hiç bir şey kaçırmazsınız… Hatta en düşük sıcaklığı 25 derece olan bu şehirde gece uyanık kalmak insanoğlunun lehine… Şehrin kusursuz ve muhteşem aydınlatılmasının da etkisiyle, bu kentte gece ve gündüz belli değil… Elbette hiç uyumayan şehir halinin en büyük nedeni, Mekke’de bulunan ve İslam tarihinin mukaddesi Mescid-i Haram ve onun merkezindeki yüce Kâbe… Özellikle namaz vakitleri şehirde büyük yoğunluğun yaşandığı zamanlar. Her daim bir kalabalık söz konusu olsa da namaz vakitlerinde yüz binlerce, hatta hac mevsiminde ve Ramazan ayında milyonlarca insan yeryüzünün merkezine, Mescid-i Haram'a doğru hareket ediyor. Böyle bir hadiseyi ne dinî, ne eğlence, ne de ticarî maksatla olsun dünyanın herhangi bir başka coğrafyasında görmek mümkün değil… Şehri çevreleyen sıradağların dahi Kâbe’yi işaret ettiği bu beldede Mescid-i Haram’a çıkan bütün yollar; Kırgız'ı, Özbek'i, Hintlisi, Boşnak'ı, Gürcü'sü, Endonezyalısı, Birmanyalısı, Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı, İranlısı, Azerbaycanlısı, Çinlisi, Faslısı, Nijeryalısı, Cezayirlisi, Tatar'ıyla nice Müslümanı akın akın yeryüzünün ilk ibadetgâhına taşıyor. Namaz vakitlerinde mescitlere ulaşamayan insanların yanlarında taşıdıkları seccadelerini sokaklara serip namaza durmaları ve böylece şehrin neredeyse tümünün bir mescide dönüşmesi ise çok anlamlı ve seyri hoş bir panorama… Mekke ve New York New York’a hiç uyumayan şehir denilmesinin sebebi daha ziyade bu kozmopolit şehrin türlü eğlence anlayışlarına ev sahipliği yapmasından kaynaklanır. Alkole olan düşkünlükleriyle bilenen İrlandalıların başını çektiği New York’un eğlence hayatı türlü mekânlarda ve hatta şehrin birçok noktasında yer alan festivallerin eksik olmadığı parklarda ve ünlü Times meydanında sabahın ilk saatlerine kadar sürer… New York’un sınır tanımayan bu eğlence anlayışına karşın Mekke, hiç uyumayan şehir unvanını alkolle sarhoş olmuş yarı uyur insanların aksine tamamıyla uyanık, kendini bilen ya da kendini bulmaya gelen, inancıyla doğru yolundan ayrılmamaya gayret eden insanlarından alır… Mekke’nin dinamizminin kaynağı Kâbe, yılın her günü ve her saati, ten rengi, fizyolojisi, âdet, inanç ve örfü ile tasavvuf ve mezhebi farklı insanların bir harmanıdır. Bu insanların ortak paydası ise New York insanlarının dünya sevdasının aksine uhrevi bir aşktır. Kutsal Kâbe’nin ziyaretçileri, Mekke’de hac ve umre sırasında her türlü fani kimlikten arınıp eşitlenirler ve hep birlikte mahşer provasını yaşarlar... Dünyanın dört bir yanından gelen birbirinden farklı milyonlarca insan burada ''insan kavramını'' tanımaya başlar. Ve kendini tanıdıkça kendini anlama fırsatı bulur. ''Kim kendini bilir ve tanırsa muhakkak Rabb’ini, Allah'ı bilir ve tanır'' düsturuyla da Rabb’ine daha da yaklaşır. Bu yolda başvurması gereken ise tefekkür ve sabırdan ibarettir. Aslında New York’da gecenin gündüze döndüğü saatlerde hayat kısa süreliğine de olsa uyur fakat Mekke’de böyle bir an dahi yoktur. Kâbe her daim aşkla tavaf edilmektedir, insanlar Mescid-i Haram’da namazda ya da duadadır. Kimileri ise birbirinden çok uzak ülkelerde yaşıyor olsa da burada ortak paydada buluşmanın hazzıyla sohbet etmekte ya da tefekkür etmektedir. Mescidin hemen dışında ise insanlar sokakları doldurmuş, ya mescide gidip gelmekte ya da günlük işleriyle meşgul olmaktadırlar. Bu şehir her haliyle her daim uyanıktır… Mekke denilince Mekke’yi tanımlarken öncelikle; yeryüzünün ilk mabedinin yükseldiği, her yıl milyonlarca Müslüman'ı kendisine çeken, Hz. İbrahim'in, İsmail'in, Hacer'in izlerini taşıyan, Allah Resulü'nün 52 yıl sokaklarında dolaştığı “şehirlerin anası” diyebiliriz... Son peygamber Hz. Muhammed (a.s.m.) burada doğup büyümüştür. 610'da Kur'an Alak Suresi ile bu kentte vahyolunmaya başlamıştır. 630'da kent Müslümanların denetimine geçmiş ve 630'da Veda Hutbesi bu kentte irad edilmiştir. Aslında kentin İslamiyet’ten önceki tarihi de İslamiyet’ten sonrası kadar zengin… İslam dininin merkezi olan kentin kuruluşu çok eski tarihlere dayanmaktadır. Hz. Adem ve Havva’nın yeryüzünde buluştukları Cebel-i Rahme tepesinin de bulunduğu ve nice kutsal vakaya tanıklık etmiş bu kentin ilk kuruluşu; Hz İbrahim tarafından buraya bırakılan Hz. Hacer ve Hz. İsmail’in zemzem suyunu bulmalarına ve buradan geçen kervanların su kaynağı nedeniyle zamanla bu beldeye yerleşmeye başlamalarına dayanır. “Ekin bitmeyen vadi” denilen Mekke, zemzem suyunun bereketiyle giderek göç almaya başlar ve volkanik coğrafyanın hâkim olduğu bu yer tarım ya da hayvancılığa müsait olmadığı halde ticaret sayesinde gelişir. Zaman içinde Mekke zemzem suyu nedeniyle kervanların gelip geçtiği, konakladığı bir belde olarak gerek İslamiyet öncesinde gerekse sonrasında Arap Yarımadası’nın en önemli ticaret merkezi olmuştur. Asya ile Afrika’yı birleştiren ünlü baharat yolunun üzerinde bulunması önemini daha da artırmıştır. Tarihsel kaynaklarda kentten 2 bin 500 develik ticaret kervanlarının geçtiğinden söz edilmektedir. İslamiyet öncesinde yoğun bir alışveriş merkeziydi Mekke. Transit kent oluşu nedeniyle para işlemleri yapan bir tür bankalara sahipti. İslamiyet öncesindeki putatapar Arapların Lat, Uzza ve Menat adlı tanrılarının heykelleri de Mekke’de bulunduğu için ticaret kenti oluşunun yanı sıra bir din merkeziydi şehir. Elbette Allah ’ın emriyle önce meleklerin, sonra peygamberlerden Hazreti Adem ve ardından Şit Aleyhisselam’ın, son olarak da Hz. İbrahim ile oğlu Hz İsmail’in inşa ettiği mabed olan Kâbe de, tek tanrıya inanan insanlar nezdinde bu şehre değer kazandırmıştır. Hz. Muhammed’e (a.s.m.) ilk vahyin, birçok peygamberin vazife yaptığı bu şehirde tebliğ edilip, böylelikle İslamiyet’in doğup yayılmaya başlaması, Kâbe’nin, Müslümanların kıblesi olması, hac ve tavaf ibadetlerinin bu şehre tahsis edilmesi, Mekke’nin dinî bir merkez vasfı kazanmasına neden olmuştur… Bununla birlikte Mekke, artık ticarî öneminden ziyade dinî bir kutsallığa sahip olsa da yeryüzünün her tarafından gelen hacıların, ziyaretçilerin kestikleri kurbanlar, yaptıkları alışverişlerle mühim bir ticaret merkezi olma sıfatını da kaybetmemiştir. Mekke’de günlük hayat Giderek gelişen ve modernleşen Mekke’de sokaklar hediyelik eşya satan dükkânlarla, kitapçılarla, hazır yemek pazarlayan küçüklü büyüklü restoranlarla sıralandığı gibi artık devasa otellerin giriş katlarında ya da şehir dışına doğru çok büyük ve uluslararası standartlarda alışveriş merkezleri açılmıştır. Şehrin bu büyük mağazalarında dünyanın her yerinden gelmiş ürünleri bulmak mümkün. ABD, İngiltere, Kanada, Fransa, İspanya, Hollanda damgalı ürünler stantları doldurmuş. Özellikle tekstil deyince Türk ürünlerini her yerde görmek mümkün… Damak zevkine gelince; Mekke’nin yemek alışkanlığında Arap kültürünün etkisinin ağırlığı görülse de kimi restoranlarda özellikle de otellerin zengin ve her kültüre hitap eden menülerinde kendi tercihlerinize ulaşmak gayet kolay. Fakat yüzlerce milliyetin buluştuğu bu şehirde farklı kültürlere ait tatları denemek de oldukça cazip… Mekke süregelen inşaatlarla gittikçe beton yığınına dönüyor. Eskiden nereden bakılırsa bakılsın net olarak görülen Mescid-i Haram’ın minareleri artık neredeyse yanı başına gelince görülebiliyor. Çünkü mescidin etrafını gökdelen standardında lüks oteller çevrelemeye başlamış ki bunların bir kısmı şu an hizmet verirken bir kısmı hâlâ inşaat halinde… Şehrin merkezinin bu beton yığını griliğine karşın kimi ana yollar ortasındaki ve kenarındaki refüjler ağaçlandırılmış. Bu ağaçların büyük çoğunluğunun dikilmesine merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal aracılık yapmış. Mekke artık boy atıp endam eden bu akasyalar sayesinde daha bir yeşil ve insana ayrıca huzur veriyor, sıcağa dayanması için güç sağlıyor. Mekke trafiğinden bahsetmeden olmaz. Yeryüzünün tüm büyük kentlerinde olduğu gibi trafik burada da büyük bir problem… Kimi zaman pazarlık yapılmak suretiyle binilmesi gereken taksiler yerine, gidilmek istenilen yere kilometrelerce yürümek çok daha akıllıca… Vahiyle emin kılınan bu beldede asayiş ise tüm diğer büyük şehirlere nazaran oldukça berkemal… Mekke Müzesi Dünyanın dört bir yanından Mekke'ye gelen hacı adaylarının yoğun ilgi gösterdiği müze, Mekke kentinin zengin tarihini sergiliyor. Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış Mekke'nin tarihî geçmişine ışık tutan müzede, Kâbe’nin farklı fotoğraf ve minyatürleri yer alıyor. Hicaz’a gelen Müslümanlar, Mekke Müzesi ile Peygamber Efendimizin (a.s.m.) yaşadığı döneme tarihsel bir yolculuk yapma fırsatı yakalıyor. Mekke’nin Zahir mahallesindeki müzede yer alan en görkemli eserler; Kanuni Sultan Süleyman dönemine ait minber başlığı, Sultan Murad tarafından yaptırılan Hacerü’l-Esved mahfazası, Abdülmecid döneminde yapılan Kâbe'nin ahşap sandukası, III. Murad tarafından yapılan Mescid-i Nebevi minberinin kapısı. Çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış Mekke'nin tarihî geçmişine ışık tutan müzede, Hazreti Peygamber'e (a.s.m.) tanıklık etmiş bir ağaç kütüğü ile Hz. Osman döneminde çoğaltılmasına başlanan Kur'an-ı Kerim'in nüshalarından biri, 14. asrın sonlarına kadar kullanılan ilk zemzem kuyusu ve Kâbe'nin iç örtüsünün dokunduğu ilk dokuma tezgâhı da ilgi görüyor. Mekke Müzesi'nde, Hicretin 4. yılında vahiy olunan Kur'an-ı Kerim'in ayetlerinin yazıldığı taşlar ile eski dönemlerden itibaren kullanılan bazı eşya ve sikkeler de bulunuyor. Sahabeler tarafından ayetlerin indirilişinin ardından harekesiz olarak kûfi hat yazısıyla işlenen taş ve kemik parçaları görenleri büyülüyor. Hicri 571 yılından günümüze kadar gelen taşlara, o dönemin imkânsızlıklarına rağmen, hat sanatının en güzel örnekleriyle ayetlerin işlenmesi dikkat çekiyor.

Sıralama